?>
Anasayfa'ya Git Metin Boyutu :
Doğru zaman,doğru insan,doğru iş...
"Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli vakit vardır, İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ AN. O an, en önemli vakittir; çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, KİMİNLE BERABERSENİZ ODUR, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez ve en önemli iş İYİLİK YAPMAKTIR."
18-06-2013 / 12:07

 

…PAYLAŞAN…

OSMAN MURTAZA GÖKDAL

 

Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi:

"Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım."

Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir mükafat vereceğini ilan etti.

Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar birbirinden tamamen farklı çıktı.

İlk soruya cevap olarak; kimileri her hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak gerektiğini söylediler. "ancak böylece" dediler "her şey tam zamanında yapılabilir."

Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha önce olmuş olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler.

Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler.

Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir kişi anında karar verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen, sihirbazlara danışmalıdır.


İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar; bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre ise savaşçılardı.

Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler.

Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi.

Ama halâ doğru cevapları aradığı için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya karar verdi.

 

Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade halktan başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü.

Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp yola devam etti.

Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu.

Kral yanına gelip şöyle dedi:

"Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim.

Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir? En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?"


Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam etti.

"Yoruldunuz" dedi kral, "Küreği bana verin de biraz dinlenin."

Münzevi, "Sağolun" diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral iki tarh kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı.

Münzevi yine cevap vermedi; bu defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: "Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım."

Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından batmaya başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi:

"Ey bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap vermeyeceksen, söyle de evime gideyim".

Münzevi, "Buraya koşarak birisi geliyor" dedi, "bakalım kim?" Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü.

Kral ve münzevi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir şey istedi. Kral dereden taze su getirip ona verdi.

Bu arada akşam olmuş hava soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı.

Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti. Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı.

Kralın uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; "Beni affedin" dedi, zayıf bir sesle.

Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki" dedi.

"Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum" dedi adam. "Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Affedin beni."

Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını iade edeceğine de söz verdi.

Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarda, bir gün önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu.

Kral ona yaklaştı ve şöyle dedi: "Sorularıma cevap vermeniz için size son defa yalvarıyorum!" Yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi.

"Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz?" diye sordu kral.

"Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı münzevi. "Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti; en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha sonra bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için yaptıklarınızdı."

"Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli vakit vardır, İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ AN. O an, en önemli vakittir; çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, KİMİNLE BERABERSENİZ ODUR, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez ve en önemli iş İYİLİK YAPMAKTIR; çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.”

İnsan Ne ile Yaşar

TOLSTOY

 

 

Bu haber 2671 defa okunmuştur.
Yorum Ekle   Bu Haberi Arkadaşına Gönder   Paylaş
DİĞER BAŞLIKLAR
Bülent'in Hikayesi
Yaşar Kemal'e Norveç'ten 'Bjornson Ödülü'
Bir Hikaye:Her İşe Karışan Maymun (Kelile ve Dimne)
Kavanozdaki Taşlar
Dövüş Horozu
Geçmişi Nasıl Yok Edebilirim?
Sessiz Konuşan Dervişler
RUMLAR’la ÇİNLİLER’in Resim Yarışması
Çi Ç’ang’ın Hikayesi
Yetenekleri Değerlendiriyoruz
10 Ocak 2012 Gazete Başlıkları
Çirkin İftiraya Büyük Tepki
Hz. Mevlânâ'dan Günümüze Mesajlar...
Adana ve İlçelerde En Çok Okunanan Gazete
Şikenin Yaktığı Digitürk Yargıya Gidiyor
Zaman Yönetimi için 15 Etkili Yöntem
10 Kişiden 9'u
İradenizi Nasıl Güçlendirirsiniz?
Mehmet Ali BİRANT'tan Şok Açıklamalar!
Sener Metin
VİZÖRE TAKILANLAR
İlhami FINDIK
Meb’te Asıl Sorun Güven Eksikliği!
Hamza FARSAK
Akıllı Kişi Aptallık Yaparsa
Ali USLU
GÜNDEME DAİR
Av. Fatih ÜNSAL
Bu yazara ait kay?tl? bir yaz? bulunamad?...
Huzeyfe FINDIK
ZAVALLI ADAM
Av. Bulent GENCER
HUKUK İNANCI
Hasan oztug
ÇANAKKALE'den GÜNÜMÜZE
UZM.DR.LEYLA ASLAN
MİGREN NEDİR?
Korkut DABAN
REFERANDUMDA NEDEN EVET DEMELİYİZ!
KONUK YAZARLAR
CUMA KÜRSÜSÜNDEN GÖNÜL KÜRSÜLERİNE
Yesim AKKAS
KOLAYMI KADIN OLMAK?
Av. Adem GUL
BOŞANMA DAVALARI
 
 

MİNİ ANKET
SÝSTEMDE AKTÝF ANKET BULUNMAMAKTADIR...
 
 

ZİYARETÇİ İSTATİSTİĞİ
Bugün 437
Toplam 6335332

HABERLERDE ARA

TEKNOLOJİ
OTOMOTİVİN ÇILGIN TÜRK’Ü GENÇLERLE BULUŞTU
Genç MÜSİAD Adana ve Güç Birliği Vakfı'nın işbirliğiyle Çukurova...
İnternet, çocuklarımızı depresyona sokuyor.
Altuğ Elektrik İnşaat sektöründe iddialı
AOSB’de Elektrik ve doğal gaz tüketimi yüzde 8 arttı
Adana İnşaat Fuarında DEV şov..
ÇOCUKLARI TEKNOLOJİYE KURBAN ETMEYİN
SİVİL TOPLUM
EĞİTİM-BİR-SEN 2. TEŞKİLAT EĞİTİMİ TAMAMLANDI
Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi üyelerine yönelik eğitim programları deva...
MEMUR-SEN KAN AĞLAYAN ARAKAN’A DUYARSIZ KALMADI
KIZILAY’A KAN BAĞIŞINDA KURUMLAR YARIŞIYOR
EĞİTİM-BİR-SEN'DEN YETİMLERE BAYRAM HEDİYESİ
AKAPDER ANKARA’DA ADANA’LILARI BULUŞTURDU.
KADİRLİ VE SUMBASLILAR DERNEĞİ İFTAR VERDİ
MEDYA
Bülent'in Hikayesi
Aile hayatımıza dair güzel bir yazı......
Yaşar Kemal'e Norveç'ten 'Bjornson Ödülü'
Doğru zaman,doğru insan,doğru iş...
Bir Hikaye:Her İşe Karışan Maymun (Kelile ve Dimne)
Kavanozdaki Taşlar
Dövüş Horozu
KÜLTÜR-SANAT
ZİYAPAŞA BULVARINDA DANS VAR
Ziyapaşa Bulvarı, Şinasi Efendi Caddesi ve Mithat Saraçoğlu Caddesi’...
Varsaklar'a ziyaretciler hayran kalıyor
ÇÜ Yumurtalık Meslek Yüksekokulu Gelecek Vaat Ediyor
Sibel Ersalan'ı 28 Şubat'ta öldürmek istemişler
Hz Nuh : Büyük Tufan Filmi fragmanı yayınlandı
Albert Einstein’dan Sözler ve Öneriler
YAŞAM
NAMAZ KALP VE BEYİN SAĞLIĞINI KORUYOR!
Sempatik sistem, kalbi hızlı çalıştırıp, tansiyonu yükseltirken, pa...
Yeşilay ve Diyanet’ten bağımlılıkla mücadele için işbirliği
Diyanetten Öğretmen ve Öğrencilere Umre İmkanı
Kerbelada Hz Hüseyin Nasıl Şehit Edilmişti?
Alevi Sunni Çatışmasına Son
Diyanet'ten yarışma ve çekiliş fetvası
EN SON YORUMLAR

PROFESÖRÜ DİNLEYİN
CANAN KARATAY HALKIMIZ İÇİN BİR ŞANSTIR.KIYMET BİLENE
HAKAN EREN yazmýþ...

Adana nin kalbi
Tek bir kelime sizi anlatır Harikasiniz
mevlut gunes yazmýþ...

Kefenliler
Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz derdiniz ne Makanimiz yok bir şeyiniz yok kapı kapı geziyorsunuz ya bunlari yapacak yetkili kisiler nerede
said doganoglu yazmýþ...

ismail DEMİR Baskan
KEFENLI NEFERLER kalbin ta kendisisiniz çünkü bizleri dinleyen hanemize gelen sizsiniz ALLAH SIZLERDEN RAZI OLSUN
mehmet cingoz yazmýþ...

Sener metin
Yoremizin yetiştirdiği değer saygın tarafsız dürüst basini başarılarının devamini dilerim KEFENLI NEFERLERI başına taşıdığım için t
İsmail Demir yazmýþ...

Ankara kalp ise bizler damariz
Helal olsun sizlere her yerde siz varsiniz
Ayhan polat yazmýþ...

Ismail demir baskan
Allah sizlerden razi olsun her yerde siz varsiniz
Ayhan polat yazmýþ...

Kefenli neferler
Basarilar sizi zevkle izliyoruz
Ali alkis yazmýþ...

Kefenli neferler kardeslerim
Allahım esirgesin
Fazli avci yazmýþ...

Adana Manşete Duyarlılığından dolayı teşekkür ederim.
Sayın Adanalı ve Sarıçamlı hemşerilerimizi bu konferansa bekliyoruz..
Cengiz Tutar yazmýþ...

HABER 10 HABERLER
GAZETE SAYFALARI